2006 yılında Hür İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU) ile Dünya Emek Konfederasyonu'nun (WCL) birleşmeleri ile kurulan ve 161 ülkeden 325 sendika aracılığıyla 176 milyon işçiyi temsil eden Dünya İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ITUC), dünyanın en büyük işçi sendikaları konfederasyonudur.
Türkiye’den DİSK, KESK, HAK-İŞ ve TÜRK-İŞ sendika konfederasyonlarının bağlı bulundukları ITUC, yıllardır yıllık Küresel Haklar Endeksi başlıklı raporlar yayınlamaktadır. Amacı ülke, bölge ve yıllar bazında yaşanan gelişmeleri karşılaştırmak ve ihlalleri tespit ederek karşı tedbirler geliştirmek olan bu raporlama, çalışanların hakları konusunda dünya genelinde yaşananlara dair önemli ipuçları ortaya koymaktadır. Bu raporun en önemli sonucu, tek tek ülkelerde yaşanan hak ihlallerini tespit etme olanağı sunmasıdır. Zira bu tespit, ITUC’un ihlalin yaşandığı ülke sendikalarıyla iş birliği yapma ve ihlalin ortadan kaldırılması için ilgili devletin hükümetine karşı ortak politikalar belirleme olanağı sunmaktadır. Kuşkusuz bu aynı zamanda, ITUC üyesi diğer ülke sendikalarının da bilgi sahibi olmalarını ve gerektiğinde ilgili ülke sendikaları ile dayanışma içinde olmalarını sağlamaktadır.
Sermayenin alabildiğine küreselleştiği ve sömürüyü yaygınlaştırmakta engel tanımadığı bir süreçte bu dayanışmanın önemi oldukça büyüktür. Kuşku yok ki, sermayenin dünya geneline yaydığı emeğe saldırıyı bertaraf etmek, emeğin evrensel örgütlenmesi ile mümkündür. Zira artık dünyada tek bir ülkeye hitap eden sermaye grupları ulusal şirketlerin yerini, farklı ülkelerde faaliyet gösteren karteller almış bulunuyor. Kısacası günümüzde sermaye, şirket birleşmeleri veya ulusal şirketleri satın alma yoluyla dünyanın tamamını pazar olarak görüyor ve üretimi, ucuz emek pazarı haline getirilmiş olan ülkelere kaydırıyor. Dolayısıyla mücadeleyi ulusal sınırlar içine hapsetmek, sermayeye karşı başarı şansı olmayan bir çaba olmaktan başka bir şey değildir. Bu gerçekten hareketle, bir kartelin dünyanın değişik ülkelerindeki tüm tesislerinde mücadeleyi ortaklaştırmak başarıya ulaşmanın olmazsa olmazıdır.
Tüm bu nedenlerle, işçi sendikacılığının ulusal sınırları aşması ve evrensel iş birliğini güçlendirmesi elzemdir. Zira ancak ortak ve güçlü sendikal örgütlenme ile global sermayenin ucuz emek üzerine inşa ettiği yeni dünya düzenini sarsmak mümkün olacaktır. Bu nedenle ITUC’un son yıllarda dünya genelinde ülkeler bazında yaptığı araştırma sonucu hazırladığı yıllık “Haklar Endeksi” raporu oldukça önemlidir.
2023 yılı için hazırlanan uzun raporun Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in web sayfasında yer alan özeti şöyle:
“Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), 2023 Küresel Haklar Endeksi raporuyla dünya genelinde işçi haklarının ciddi bir tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye, bu endekste işçi hakları açısından en kötü 10 ülke arasında yer alıyor.
ITUC ve daha öncesinde Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonu (ICFTU), uzun yıllardır dünya genelindeki hak ihlallerini raporlayarak işçi haklarının küresel bir resmini çiziyor. Son 10 yıldır ITUC, Küresel Haklar Endeksi’ni yayımlayarak ülkeleri, bölgeleri ve yılları karşılaştırmayı, eğilimleri ve ihlal yöntemlerini belirlemeyi amaçlıyor. Raporda işçi haklarının durumunu incelemenin yanı sıra interaktif bir harita da sunuluyor.
149 ülkeyi kapsayan araştırmaya göre, işçi hakları dünya genelinde ciddi bir saldırı altında bulunuyor. Temel sendikal haklar gasp ediliyor, işçilerin hak arayışları hapis ve tazminat cezalarıyla engelleniyor. Özellikle grev hakkının tehdit altında olduğu ülkeler arasında Kanada, Belçika ve İngiltere gibi gelişmiş ülkeler bile yer alıyor.
Hak ihlalleri sınıflandırıldığında, grev hakkının en önemli hak olduğunu söyleyebiliriz. Bu temel sendikal eylem, birçok ülkede fiili veya yasal olarak engelleniyor. Diğer hak ihlalleri arasında toplu sözleşme ve toplu pazarlık hakkının sınırlanması, sendika kurma ve üye olma hakkının gasp edilmesi ve adalete erişim hakkının ihlali de bulunuyor. İşçilerin hak arama eylemleri gözaltı, tutuklama ve hatta şiddetle engelleniyor, sendikacılar öldürülüyor.
Her yıl olduğu gibi 2023’te de Kolombiya’da birçok sendikacı cinayete kurban gitti. Benzer şekilde Ekvator’da da işçi haklarına yönelik kötü haberler alındı. Güney Amerika’daki bu ülkelerde demokrasi ve yurttaş hakları talepleriyle kitlesel gösteriler düzenlendi, bu toplumsal hareketlere yerli halkların örgütleri ve sendikalar liderlik etti. Ancak bu eylemler sırasında 5 sendika üyesi işçi hayatını kaybetti. Swaziland (Esvatini) gibi ülkelerde ise insan hakları ve iş hukuku alanında faaliyet gösteren sendika avukatlarına suikastlar düzenlendi.
Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde organize sanayi bölgelerinde çalışan işçilerin sendika kurmalarına izin verilmiyor, Körfez ülkelerinde göçmen işçilerin pasaportları ellerinden alınıyor. Bu ülkelerdeki Kabala sistemi adeta köleliğin yasallaşmasına neden oluyor. Hollanda gibi sendikal hakların geleneksel olarak korunduğu ülkelerde bile toplu sözleşme ve toplu pazarlık hakkının daraltılmasına yönelik uygulamalar görülmüş, bazı ülkelerde sendikalar kapatılmış veya kuruluş başvuruları reddedilmiştir.
Yeni bir toplumsal sözleşme çağrısı yapılıyor. Son 2 yılda pandemi, ekonomik kriz, iklim krizi ve Ukrayna Savaşı’nın neden olduğu enflasyon ve enerji krizi, işçiler için geçim sıkıntısı anlamına gelmektedir. İşçiler, maaşların yükseltilmesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talepleriyle eylemler yaparken demokrasi ve insan haklarının da tehdit altında olduğunu gözlemliyorlar. Bazı ülkelerde işçilerin ifade özgürlüğü ve kolektif eylem hakkı doğrudan şiddet veya yasal mevzuat yoluyla engellenmektedir.
ITUC, bu dengesizlik karşısında yeni bir toplumsal sözleşme talebini öne sürmektedir. İşçilerin sesinin her düzeyde duyulabilmesi için anayasaların yeniden yazılması, Birleşmiş Milletler’in işleyişinin düzenlenmesi ve şirketlerin yönetim biçimlerinin değiştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İşçilerin yönetimde daha fazla katılımının sağlanması gerektiğini savunmaktadır
ITUC’a göre, iklim krizine karşı çözüm arayışı sırasında, krizden en çok etkilenen yoksul halklar ve işçilerin söz sahibi olması gerekmektedir. Ayrıca yapay zeka ve teknolojik gelişmelerde işçilerin taleplerinin dikkate alınması, kamusal sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir
Türkiye Yine En Kötü 10 Ülke Arasında: İşçi Hakları Endeksi 2023 Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından yayınlanan Küresel Haklar Endeksi raporu, Türkiye’nin işçi hakları açısından yine en kötü 10 ülke arasında yer aldığını gösteriyor. Raporda ülkeler, sendikal hakların durumuna göre sınıflandırılırken Türkiye, “hakların güvence altında olmadığı ülkeler” kategorisine dahil edilmiştir. Bu kategorideki özel konumunu, grev yasakları/ertelemeleri, sendika üyelerine yönelik keyfi gözaltılar, tutuklamalar ve sistematik sendika düşmanlığı gibi nedenlerle elde etmiştir.
Rapora göre, Türkiye’de sendikalara yönelik baskılara devam etmektedir. Sendika etkinliklerine yönelik polis müdahaleleri ve keyfi gözaltılar, sistematik bir hale gelmiştir. Ayrıca şirketler, sendika üyesi işçilerini işten çıkarmayı bir taktik olarak kullanmaktadır Endeks, sendika etkinliklerine yönelik engellemeleri örneklerle açıklarken, DİSK ve KESK gibi sendikaların faaliyetlerine de özel bir vurgu yapmaktadır. DİSK Genel Sekreter Yardımcısı Fahrettin Engin Erdoğan’ın depremzedelerin durumuna dikkat çekmek amacıyla gözaltına alınması ve Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanması raporda özel olarak belirtilmiştir.
Rapora göre, bazı işçi gruplarının sendika kurmaları veya sendikaya üye olmaları, küresel bir eğilim haline gelmiş olan engellemelere tabi tutulmaktadır. Bazı ülkelerde göçmenler, ev işçileri, dijital platform çalışanları, serbest ticaret bölgeleri ve özel sanayi bölgelerinde çalışan işçilerin sendika kurmaları yasaklanmıştır. Türkiye, bu bağlamda da özel bir vurgu almaktadır, çünkü bazı kesimlerin sendika kurması neredeyse tamamen yasaklanmış ve mültecilerin sendikalara üye olmalarının önünde engeller bulunmaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye, işçi hakları açısından en kötü 10 ülke arasındaki yerini korumaktadır. Bu durum, hakların güvence altında olmadığı, sistematik sendika düşmanlığının devam ettiği ve keyfi gözaltı uygulamalarının yaşandığı bir ülke olarak Türkiye’nin işçi hakları açısından karşı karşıya olduğu sorunları yansıtmaktadır.”
Görüldüğü gibi, en gelişmişinden en gelişmemişine dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde işçi hakları ciddi tehditlerle karşı karşıya. Maalesef gelişmiş demokrasi ile övünen birçok ülkede bile son yıllarda işçi haklarına yönelik ciddi saldırılar söz konusu. O zaman işçilere düşen, evrensel bir örgütlenme modelini ivedilikle hayata geçirmektir. Zira ancak böyle bir örgütlenme modeli ile globalleşen ve birçok ülkede aynı anda yatırım yapan kartellerle mücadele etmek mümkündür. Elbette burada görev öncelikle işçi sendikalarına düşüyor. Zira onların, ulusal sınırları aşan ortak mücadele için ITUC’u dünya işçi sınıfının ekonomik, sosyal ve demokratik hak mücadelesinin öznesi haline getirmek gibi önemli bir görevleri vardır!