Sevgili okuyucularım merhaba.
8 Mart Dünya Kadınlar günümüzü kutluyorum.
Bu yazımda kadın kadınla güçlenir diyorum.
Kadın bedeninin o naifliği, yüreğindeki o güçlü azmiyle hayata tutunan bir varlıktır.
Bedeni kırılgan olsa da Gücü ruhunda saklıdır.
Yine bir 8 Mart günü .
Yine kadınların günü klişe sözcüklerle kutlanırken , şiddet dayatma ve ölümler yine kadına yazılmış durumda.
Her 8Mart gününde kadınların tuhu okşanırken,
Kadına şiddete dur demek için konuşmalar, paneller, platformlar hazırlanıp sunuluyor.
Gündem hep belli.
" Kadın naiftir. Kadın kırılgandır. Kadın doğuran emziren büyütendir. Kadın ölendir. Kadın dövülüp sokaklara atılandır. "
Her yıl olduğu gibi bu yıl da rutin olarak yapılması gereken ne varsa yapılmaya çalışılıyor.
Ama kadınlar ne yaparsa yapsın bu hayat denen kısır döngüde hala bir arpa boyu ilerleme olmadı.
Kadınlar gülmedi.
Kadınlar şımarmadı.
Kadınlar gül kokulu olmadı.
Kadınlar naif kırılgan varlıklardır deyilip sokak ortasında sahip çıkılınmadı.
Sevgili okuyucularım;
Karamsar konuşmak hele karamsar ümitsiz yazmak asla istemiyorum.
Fakat gerçekleri analiz etmek nerde hata yapıyoruz demek gerekiyor.
Sahi nerde hata yapıyoruz.
Neden hata yapıyoruz.
Niçin kadını dövüyoruz.
Nerde onlara kaba güç gösteriyoruz.
Nerelerde
Hatalar yapıyoruz.
İsterseniz bir kadın olarak bizlerde kendimizi sorgulayalım.
8 Mart Dünya kafınlar gününü bizlerde kutluyoruz. Hatta armağanlar bizlere alınsın hatırlanalım istiyoruz.
Yine bu anlamlı günün, anlamının yitirilmesiyle maddi boyutlara taşımak istiyoruz.
Önce şunu konuşalım isterseniz.
8Mart 2026 da Kadına şiddet durmuş mu ?
Hayır....
Hala kadınlarımız sokak ortasında öldürülüyorlar mı ?
Evet...
Kimler tarafından öldürülüyor?
En yakınları olan Babasından, Kardeşinden Kocasından.
Neden öldürülüyor ?
Sözleri dinlenilmediği için.
Namus kelimesinin içini dolduramadıkları için.
Kadınlar ölüyor ve kadınlar öldürülüyor.
Yirmibirinci yüzyılda bile hala kadınlar zorla evlendiriliyor.
Hala çocuk yaşta evlilikler yapılıyor.
Hala aile içindeki ensest durumlarda kadınlarımız suskun dilsiz bir beden olarak kalıyor.
Hala kadınlarımız en ağır şartlarda çalışıp didişse bile kazandığı parayı götürüp kocasının babasının veya evde bulunan erkeğin eline veriyor.
Hala kadınlarımız gecenin bir vaktinde öldürülüyorsa o saatte neden bir kadın sokağa çıkıyor diye vurgulamalar yapılıyor.
Neden o saatte çıkıyor?
Aslında;
Bu kadın isterse istediği zaman sokağa çıkabilir,
çıksa bile öldürülmeyi hak etmiyor.
Diye söylemler hala duyulmuyor.
Hala kadının tüm davranışlarının yanlışlığı sorgulanıp, bunun üzerinden kadına en eğir cezalar verilmeye çalışılıyor.
Maalesef ;
En kendini gelişmiştirmiş erkek zihniyeti bile, kadın o saatte dışarı da olamaz.
Diye düşünüp sesli olarak bunu dile getirebiliyor.
Kırsal kesimde yaşayan kadınların erkeklerin söylemlerini sizler düşünün artık !
İnsanlık abidesi olarak erkek bedenler, erkek zihniyetler, erkek düşünceler yer alıyor.
Halbuki o erkekleri doğuran emziren büyüten bir kadın değil mi ?
Bir ana değil mi ?
Bir can bir beden değil mi ?
Evet bir can bir beden.
Bir rahim.
Hepsi kadın.
Hepsi bizim kadınlarımız , canlarımız, analarımız...
Ölen, öldürülen kadınları gördükçe, artık bu erkekleri büyüten kadınların en kısa zamanda değişmesi gerektiğine kanaat getiriyoruz.
Kadın değişmeli.
Kadınlar değişmeli.
Analar rahminde büyüttükleri erkek evlatlarını büyütürken erkek kız çocuğu ayrımı yapmadan besleyip koruyup büyütmeli.
Erkek çocuğuna her şey mübah deyip, kız çocuğunu büyütürken her şeyi kısıtlamamalı.
Erkek evladını göklere çıkarıp, kız evladını ezdirmemeli.
Yüzyıllardır kadına şiddet var ;
Hem de bu ülkede, bu topraklar da, bu coğrafya da tek değil.
Tüm dünyada...
Ama artık insanlar gelişti.
Dünya değişti.
Hak hukuk kelimesi erkek kadın olarak değil insan olarak var oldu.
Gelişmiş toplumlarda kadınlara yönelik şiddet ölümler azaldı.
Yaptırımı yüksek cezalar hukuk sistemlerine girdi.
Az gelişmiş veya gelişmemiş toplumlarda hala kadınlara şiddet ve cinayetler var ise hukuk sisteminin kadınlara yönelik yaptırımlı ağır cezaların olmayışındandır.
Bizim yaşadığımız ülke törelerin ve geleneklerin hüküm sürdüğü bir ülkedir.
Ahlak kurallarını insanlar burada bırakır.
Ve şehirden şehre bölgeden bölgeye bu kurallar zayıflar veya güçlenir.
Yaptırımlar azalır ya da çoğalır.
İşin özü; Benimsenmediğinde erkek zihniyeti güç kullanarak kadına şiddet uygular.
Artık kadınlar uyanmalı.
Kadının kadına fitne, fesat, zulmü kalmamalı.
Kadınlar birbirini tutup kollayıp birbirlerine destek vermeli.
Bir ana kızı için namusumuzu kirletti dememeli.
Bir kaynana gelinini kötülememeli.
Oğlum bu kız, bu gelin ölmeli dememeli.
Kocalar eşlerini öldürdüklerinde, mahkemeye çıkıp,
Hakim bey eşim namusumu kirletti .. Dediğinde iyi hal cezasından yararlanmamalı.
Ölüm var ise işin ucunda yaptırımlı ağır cezalar olmalı.
Evet bu ülke de artık kadınlar doğdukları günden beri erkek çocuklarını eğitmeli.
Artık kadın kadını eğitmeli.
Erkek çocuğuna her şey mübah saymamalı.
Erkeğin kadına davranışı elinin kiri olarak nitelenmemeli
"Erkektir yapar " cümlesi artık kullanılmamalı.
" Erkek kadına şiddet, taciz, aile içi ensest yapamaz"
Denmeli ..
Haydi kadınlar yıllardan beri bu şiddete dur diyemediniz..
Biliyorsunuz !
Ama artık kadına saygılı olan nesiller yetiştirmeye çalışınız.
Evladınız sizin kişiliğinizi yansıtıyor.
Gücü erkeğe kadınları dövmek ile kuramazsınız.
Gücü kızlarımızı okutup eğitip toplumda bir iş sahibi bir statü sahibi olmak ile kurarsınız.
Haydi kadınlar el ele verelim.
Dünya bizlerle daha da güzelleşip güçlenecektir.
8 Mart Dünya kadınlar günümüzü artık zihniyetimizi değişerek kutlayalım.
Sevgilerimle
