21 Mart…
Kışın bitişi, baharın gelişi.
Toprağın yeniden nefes aldığı, doğanın uykusundan uyandığı gün.
Ağaçların tomurcuklandığı, rüzgârın bile baharı müjdelediği bir başlangıç.
Ama biz Kürtler için 21 Mart yalnızca doğanın uyanışı değildir.
Bizim için bu tarih, yüreğimizde günler öncesinden kıpırdamaya başlayan bir heyecanın adıdır.
Bir özlemin, bir bekleyişin adıdır.
O gün geldiğinde yalnızca bahar gelmez;
Newroz gelir.
Peki Newroz nedir?
Biz Kürtler için neden bu kadar derin bir anlam taşır?
Newroz, Kürtçede “yeni” anlamına gelen New ve “gün” anlamına gelen Roz kelimelerinin birleşmesinden oluşur.
Yani Newroz, yeni gün demektir.
Ama bizim için Newroz yalnızca yeni bir gün değildir.
Bizim için Newroz, yeniden doğuştur.
Yıllar geçse de sönmeyen bir umut, küllerinden yeniden doğan bir hafızadır.
Kürt destanlarında Newroz’un kökleri Med İmparatorluğu dönemine uzanır.
Efsaneye göre zalim Asur kralı Dehak, halkına büyük zulümler eder.
Karanlık büyür, korku yayılır, umut daralır.
Ama bir gün o karanlığın içinden bir kıvılcım doğar.
Demirci Kawa.
Elindeki çekiç yalnızca demiri döven bir alet değildir artık.
O çekiç, zulme karşı kaldırılmış bir iradedir.
Kawa’nın çekici her indiğinde yalnızca demir değil,
korkunun zincirleri de kırılır.
Halk onun etrafında toplanır.
Birlik olur.
Ve sonunda zulmün saltanatı yıkılır.
Halk özgürlüğüne kavuştuğunda dağların zirvesinde büyük bir ateş yakılır.
O ateş yalnızca bir ateş değildir.
O ateş;
özgürlüğün ateşidir,
direnişin ateşidir,
yeniden doğuşun ateşidir.
İşte o günden sonra her yıl aynı ateş yakılır.
Dağların zirvesinde, meydanlarda, köylerde, şehirlerde…
İnsanlar o ateşin etrafında toplanır.
Halaylar çekilir, stranlar söylenir.
Her yakılan ateş, geçmişten bugüne uzanan bir hafızayı yeniden canlandırır.
Kürt edebiyatında Newroz’u dile getiren ilk önemli isimlerden biri Ehmedê Xanî’dir.
Onun kaleminde Newroz yalnızca bir bayram değildir.
Newroz, bir halkın umudunu kaybetmeden yeniden ayağa kalkmasının sembolüdür.
Bugün Newroz, dört parça Kürdistan’da milyonlarca insan tarafından kutlanmaktadır.
Yakılan her ateş, çekilen her halay, söylenen her stran
bir halkın varlığını, kimliğini ve umudunu anlatır.
Kürtler için Newroz, yalnızca bir bahar bayramı değildir.
Newroz;
yasaklarla büyüyen bir çocukluğun,
anadilini fısıltıyla konuşmak zorunda kalan bir halkın,
kültürü bastırılmak istenen bir toplumun
direniş hafızasıdır.
Newroz demek Mazlum Doğan demektir.
Diyarbakır zindanlarının karanlığında, umudun bile susturulmak istendiği bir yerde,
o karanlığı delen bir kıvılcım yaktı.
21 Mart günü, elinde sadece 3 kibrit çöpü vardı.
Ama o üç kibrit, bir insanın değil;
bir halkın iradesini taşıyordu.
Yaktığı o küçük alev, duvarları aşan bir ateşe dönüştü.
O gün yakılan yalnızca bir kibrit değildi.
korkuya karşı bir meydan okuma,
teslimiyete karşı bir başkaldırıydı.
Ve o günden sonra anlaşıldı ki;
bazı ateşler sönmez…
Çünkü Mazlum Doğan ölmedi.
O, her Newroz’da yeniden yakılan ateşin içinde,
her halayın adımında,
her stranın sesinde yaşamaya devam etti.
Newroz aynı zamanda “Dörtler” demektir:
Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner.
Onlar Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde yaşanan zulmü dünyaya duyurabilmek için
bedenlerini ateşe verdiler.
Newroz aynı zamanda, baskı ve yasaklara karşı bir çığlık olarak
Rehşan Demirel, Zekiye Alkan, Ronahî, Sema ve Berîvan’ın
bedenlerini ateşe vererek yükselttikleri direnişi de hatırlatır.
Bu yüzden Newroz yalnızca bir bayram değildir.
Bu yüzden Newroz yalnızca bir tarih değildir.
Newroz;
Bir halkın direnişidir.
Bir halkın yeniden ayağa kalkma iradesidir.
Dağların zirvesinde yanan her ateş,
yalnızca baharın gelişini değil
bir halkın varlığını da dünyaya haykırır.
Ve her Newroz geldiğinde biz bir kez daha hatırlarız:
Küllerinden yeniden doğan umutları,
karanlığın içinden yükselen ateşleri,
ve yüreklerde hiç sönmeyen direnişi…
Çünkü bizim için Newroz;
sadece bir gün değildir…
Küllerinden doğan bir halkın nefesidir.
Susturulmak istenen bir dilin yankısıdır.
Unutturulmak istenen bir hafızanın yeniden ayağa kalkışıdır.
Bir ateştir Newroz…
Sönmeyen, bastırılamayan, unutulmayan.
Ve her yıl yeniden yakılır o ateş
Çünkü biz hâlâ buradayız.



