Bir süre önce bu köşe de yayınlanan, “EMEKLİLER HAFTASI VE TÜRKİYE ’DE EMEKLİLER” başlıklı yazımın son paragrafında, emekliler haftasında olduğumuz bugünlerde yaşadıklarımıza bakıldığında, Türkiye'de emeklilerin ya da yaşlı bireylerin hayatını kolaylaştıracak ve onların iyilik hallerinin devamını sağlayacak tedbirlerin alınmadığını ve gerekli düzenlemelerin yapılmadığını belirtmiştim. Birleşmiş Milletler Yaşlılık Asamblesi'nin amacında belirtildiği gibi, insanların güvenli ve saygın bir şekilde yaşlanmalarını ve toplumlarında bütün haklara sahip birer vatandaş olarak yaşlanmaya devam etmelerini garanti etmek önemlidir. Emeklilerin/yaşlıların yaşam kalitesi ile yaşam memnuniyetinin yüksekliği veya düşüklüğü, hayatlarını idame ettirdikleri kentleri yöneten yerel yönetimlerin uygulamaları ile de yakından ilgilidir. Bunun sağlanmasında 2005 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından gündeme getirilmiş olan “Yaşlı Dostu Şehirler" yaklaşımının önemi büyük olduğu vurgulamış ve bu yaklaşımı temel alan TTB üyesi doktorların çalışmasını bir başka yazıda ele alacağımı belirtmiştim. Yine aynı yazıda, nüfusu hızla yaşlanan Türkiye’nin bir yaşlılık politikasının olmadığını da ifade etmiştim.
Ne yazık ki yaşlılık politikasının olmaması, emeklilerin veya genel olarak yaşlıların yaşam kalitelerinin yükseltilmesi, psikolojik ve fiziksel iyilik hallerinin devamını sağlayacak tedbirlerin alınması ve gerekli düzenlemeler ile uygun tesislerin yapılmasında önemli sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle sağlık konusunda, yaşlanmanın yol açtığı kronik hastalıklar ile vücutta meydana gelen bozulma ve hareket kısıtlılığına karşı tedbirler alınmaması ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Halbuki anayasasında sosyal devlet olduğu yazılı olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin, sağlık hakkının nitelikli ve ulaşılabilir olması için gerekli tedbirleri alma zorunluluğu vardır. Bu anlamda yapılacak iş, tıp fakültelerinin yaşlılık bilimi olan Geriatri kürsülerinin yaygınlaştırılması ve bu kürsülerin gerekli araştırmalar yapmalarına olanak sağlanmasıdır. Yine sağlık kurumlarında Geriatri bölümlerinin açılması ve yaşlılıktan kaynaklı rahatsızlıklar ile bedensel dezenformasyonun yol açtığı hareket kısıtlılığının tedavisinin bu bölümlerde yapılması oldukça önemlidir. Ayrıca tıp fakültelerinin Geriatri dalında çalışan akademisyenlerinin, yerel yönetimlerin organize edecekleri eğitim seminerlerinde, yaşlı insanların yoğun yaşadıkları mahalle ve semtlerde, onlara karşı karşıya kaldıkları sağlık sorunları ve bunların etkilerinin asgariye indirilmesi için alınması gereken tedbirler konusunda bilgi aktarmaları sağlanmalıdır.
Öte yandan emeklilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve memnuniyetsizliğe yol açan gelir yetersizliğinin giderilmesi, böylece emekliler ek gelir için yeniden çalışmak zorunda bırakılmadan diğer aktivitelere zaman ayırabilmelerini sağlamak gibi merkezi hükümetin yapması gerekenler ile yaşadıkları kentleri yöneten yerel yönetimlerin, onların günlük yaşamlarını idame ettirmelerinde kolaylık sağlayacak tedbirler alması gerekmektedir.
Kuşkusuz yaşlı bireylerin, günlük yaşamlarını kolaylaştıracak olan kent düzenlemelerinde, konuttan sokağa, toplu taşıma araçlarından dinlenme alanlarına, evde bakımlarından sağlık kurumlarına gidip gelmelerine kadar, kısacası yaşamın her alanında onlara kolaylık sağlayacak projelerin uygulamaya konmasıdır.
Bunun sağlanmasında 2005 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından gündeme getirilmiş olan “Yaşlı Dostu Şehirler" yaklaşımını ve bu yaklaşımdan yararlanan TTB üyesi doktorların aşağıdaki çalışmasını önemlidir.
Peki, yaşlı dostu şehirler nedir? Nasıl hayata geçirilir?
Bu yaklaşımın başlıca bileşenleri aşağıdaki şekildedir:
1. Ev koşulları: Yaşlıların kendi alıştıkları ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri temel amaç olmalıdır. Bu amacın temel gerekçesi, yaşlıların kendilerini bu ortamlarda daha güvende hissetmeleridir. Temel kimi hizmetlerin onların evlerine kadar ulaştırılması değerlidir. Ev içi dekorasyon, planlama da yaşlıların ev içinde yaşamlarını bağımsız sürdürebilmeleri için özen gösterilmesi gerekli diğer konular arasındadır.
2. Ulaşım: Yaşlı bireylerin bağımsız yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemli bir başlıktır. Ulaşım olanaklarının herkes için eşit, mümkünse ücretsiz ve günün her anı ulaşılabilir olması gerekmektedir. Kamusal olanaklar, yerel yönetimlerin hizmetleri bu bakış açısıyla planlanmalıdır.
3. Dış mekanlar ve binalar: Yaşlıların bağımsız, hareketliliğini kısıtlamayan ve “yerinde yaşlanma” kavramına uygun koşullarda çevresel düzenlemelere gereksinim bulunmaktadır.
a. Yeşil alanlar, sigara dumanından arındırılmış iç ve dış mekanlar bu bağlamda temel bileşenlerdir.
b. Kaldırımlar yaşlıların hareketine olanak sağlayacak şekle getirilmelidir.
c. Yaşlıların ev dışında, sokakta, vb. “dinlenmelerine” olanak sağlayan mekanlara gereksinim bulunmaktadır.
d. Güvenli yaya geçiş alanları önceliklidir.
e. Binaların “yaşlı dostu” olabilmesi aşağıdaki bileşenler üzerinden sağlanmalıdır:
1. Asansör
2. Yürüyen merdiven
3. Geniş kapı girişleri
4. Uygun basamaklar, merdivenler
5. Kaymayan yüzeyler
6. Dinlenme için uygun iç mekanlar
7. Uygun işaretlemeler
8. Tuvaletlerin uygunluğu mi
4. Sosyal katılım: Bu konuda sosyal faaliyetlerin yaşlılara bilgi olarak ulaştırılması önemlidir. Bu adımla birlikte, faaliyetlere fiziksel ve ekonomik açılardan da ulaşımlarının sağlanması gerekir.
5. Toplumda saygınlık: Yaşlı bireyler, deneyimlerini en üst düzeyde aktarabilecekleri birikimlere sahiptirler. Bu olanağın onlara sağlanması gerekmektedir. Kuşaklar arası iletişimin artması, deneyimlerini kendilerinden sonra gelen kuşaklara aktarabilmeleri için altyapı çalışmalarına gereksinim bulunmaktadır. Bu bakış açısına gereksinim duyan toplumsal değişimin sağlanması öncelenmelidir.
6. Çalışma yaşamına katılım: Bu başlıkta gönüllü olarak çalışma olanaklarının yanı sıra, profesyonel meslek yaşamlarının sürdürülmesi de akla gelmelidir. Emekliliğin, bir zorunluluk değil, bir seçenek olmasının sağlanması önerilmektedir.
7. İletişim ve bilgilendirme: Yaşlılık döneminde de her türlü hizmetin, bilginin ulaşılabilir olması gerekmektedir.
8. Toplum desteği ve sağlık hizmetleri: Sağlık hizmetleri yaşlı bireylerin gereksinim duyduğu hizmetlerin başında gelmektedir. Sağlık hizmetleri, koruyucu, tedavi edici, rehabilite edici hizmetler bütününü sunmalıdır. Gerekli durumlarda evde bakım hizmetlerinin de ulaştırılması değerlidir. Kendi başına, kendi evlerinde yaşamlarını sürdürme engeli olan yaşlı bireyler için kurumsal bakım olanakları da ulaşılabilir olmalıdır.
Sekiz temel başlıkta özetlenen yaşlı dostu şehirler, yaşlı sağlığına bütüncül bir yaklaşım sunmaktadır. Bu bakış açısının ve yaklaşımın bütün yerel yönetimlerce kabul edilen, uygulamaya konulan bir çerçeveye dönüştürülmesi Türkiye yurttaşlarının sağlıklı yaşlanmaları için temel koşuldur.
Birleşmiş Miletler Dünya Yaşlılık Asamblesi'nin tespitleri, Dünya Sağlık Örgütünün "Yaşlı Dostu Şehirler" yaklaşımı, Türkiye'de emeklilerin ya da yaşlı bireylerin hayatını kolaylaştıracak ve onların iyilik hallerinin devamını sağlayacak tedbirlerin alınmadığını ve gerekli düzenlemelerin yapılmadığını, açıklıkla ortaya koymaktadır. Tüm bu eksikliklerin giderilmesi için Türkiye’nin ivedilikle bir yaşlılık politikası oluşturmasına ve yaşlılara her alanda hizmet verecek kurumsal yapının kurmasına ihtiyaç vardır.
Elbette bunu sağlamanın yolu örgütlü olmaktan ve ülkeyi yönetenler üzerinde baskı kurmaktan geçiyor!



