6 Kasım 2022 tarihinde başka mecrada yayınlanan yazımda, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergun Atalay'ın, "Ben asgari ücreti ağzıma almıyorum. Hiç konuşmuyorum. Sebebi de şu: Siyasiler üç aydır asgari ücret konuşuyorlar ki onlarla hiç ilgili değil. İlgili olan kim? İşveren sendikası. İlgili olan kim? Türk-İş. İlgili olan işte biziz" diyerek siyasiler ile diğer sendikaların asgari ücreti konuşmalarından rahatsız olduğunu belirtmiştim.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı aynı konuşmasında, "Olacak bir iş olduğu zaman siz de biliyorsunuz, kamuoyu da biliyor. Gitmem gereken yerlere giderim. Söylemem gereken yerlere söylerim. Türk-İş başkanı söyler, yerine getirir. Yerine getirmeyeceği bir şey söylemez. Aralık ayına yakın, bir hafta kala, üç-beş gün kala beraber otururuz söylememiz gerekeni söyler, onun yanında da kapı gibi dururuz.” Sayın başkan, bu günlerde yukarıda söylediğini yapıyor ve bir yerlere gidiyor. Peki, nereye gidiyor?
Güya asgari ücret, tespit komisyonu toplantılarının takvimini belirlemek için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı'yla bakanlıkta biraraya geliyor. Tabii bu bir araya geliş her ne kadar asgari ücret tespit komisyonunun çalışma takvimini belirleme toplantısı olarak açıklansa da, asıl amaç başkanlar düzeyinde ön toplantı yapmak ve nabız yoklamaktı. Çünkü Türkiye'de yaşanmakta olan yüksek enflasyon ücretleri hızla eritmektedir. Bu nedenle toplumun geneli 2023 yılı asgari ücretinin yüksek belirleneceği beklentisi içindedir.
Bunu gören hükümet tarafı, bu beklentinin taraflar üzerinde oluşturacağı baskıyı bertaraf etmek için tarafları en üst düzeyde bir araya getirmenin uygun olacağını düşünmüş olmalı ki, işçi tarafını temsil eden TÜRK-İŞ başkanı ile işveren tarafını temsil eden TİSK başkanını komisyonun çalışma takvimini belirme bahanesi ile toplantıya çağırdı. Halbuki önceki yıllarda, bakanlık ilk toplantı için çağrı yaparak komisyonu toplardı. Komisyon yaptığı bu toplantıda takvimi belirler veya her toplantısında bir sonraki toplantının gün, saat ve yerini belirleyerek kamuoyuna duyururdu. İlginç değil mi? Bir komisyon var ve bu komisyon kendi çalışmalarına dair bir takvim belirleme yetkisine sahip değilmiş gibi. Başkanlar düzeyinde takvim belirleniyor.
Asıl ilginç olan, yıllardır masaya teklif götürmeyen ve önce hükümetin teklifini görelim diyerek topu hükümete atan TÜRK-İŞ Başkanının toplantıdan çıkarken, açlık sınırı olan 7.785 lira bizim kırmızı çizgimizdir şeklin de açıkmada bulunmasıydı.
Bakan ve TİSK başkanı ile çalışma takvimi belirleme bahanesi ile bir araya geldiği toplantıdan ayrılırken, kırmızı çizgimiz açlık sınırı olan 7.785 liradır açıklaması yapan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısını yapacağı 7 Aralık 2022 tarihinde bir televizyon kanalında yaptığı değerlendirmede durumu, " Pazarlık 7.785 lira sınırından başlayacak, onun üstüne nereye çıkabiliyorsak çıkacağız" şeklinde açıkladı.
Halbuki yıllardır sendikal hareketin içinde olan başkanın, yaptığının sendikacılık tekniğine aykırı olduğunu bilmemesi mümkün değil. Zira başkan bu açıklaması ile pazarlığı alt sınırdan başlatıyordu. Halbuki sendikalar, talep örgütlenmeleridir. Yani sandikalar temsil ettikleri işçilerin, ekonomik ve sosyal hakları için talepte bulunan müesseslerdir. Dolayısıyla sendikalar hiçbir zaman alt sınırdan teklifte bulunup onun üzerinden pazarlık yürütmezler. Sendikalar tekliflerini hazırlarken, pazarlık marjı bıracak şekilde olabilecek en üst rakamı teklif eder ve pazarlığa üst sınırdan başlarlar. Böylece güçleri oranında işveren tarafını yukarı çıkmaya zorlarlar.
Kısacası TÜRK-İŞ başkanı, işveren sendikasının sunacağı altı rakamı masaya sunmak suretiyle, baştan bu rakama veya cüzi bir miktar üstüne razı olacağını ilan etmiştir. Aslında bunda şaşıracak bir durum yok. Zira aynı TÜRK-İŞ Genel Başkanı, 2019 yılında 500 bin kamu işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesini imzalarken, önündeki mikrofonun açık olduğunu unutmuş ve zamanın Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a "Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle." demişti. Peki, TÜRK-İŞ Başkanının pazarlık buradan başlayacak dediği açlık sınırı rakamı ne anlama geliyor. Tabii ki, ekmekle de olsa karnını doyurarak hayatta kalacak ve ayakta olduğu sürece, herhangi bir işverene emeğini satmaya devam edecek işçinin nefes almasını sağlayacak ücret anlamına geliyor. Zaten işverener için de önemli olan emeğini sömürecekleri işçinin hayatta olmasıdır. Kısacası işçi hayyatta ise gerisi tefferuattır. TÜRK-İŞ Başkanı aynı açıklamasında, başında bulunduğu konfederasyon araştırma biriminin açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırlarını paylaşırken, bekar bir işçi için yoksulluk sınırının 10.170 lira olduğunu söylüyor.
Şimdi sayın başkana şu soruları sormakta yarar var sanıyorum. Başında bulunduğun konfederasyon araştırma biriminin tek bir kişi için açıkladığı yoksulluk rakamı 10.170 lira ise, 4 kişilik bir alienin toplam yoksulluk sınırı rakamı 30.680 lira ediyor. Peki, nasıl oluyor da siz bu rakamın 1/4'ünü asgari ücret masasına teklif edebiliyorsunuz?
Hükümet ile işverenlerin bu teklifin üstüne çıkacaklarını düşünüyor musunuz? Diyelim ki çıktılar, sizce ne kadar çıkabilirler? 2021 yılının Aralık ayında açıklanan 2022 yılı asgari ücretinin belirlenmesi sürerci ile bu ücretin yüksek enflasyon karşısında hızla değer kaybetmesi sonucu, yeniden arttırılmasında izlenen yöntem ile aslında işlevsiz hale getirlmiş olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2023 yılı asgari ücretini belirlemek üzere, ilk toplantısını 7 Aralık 2022 Çarşamba günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında gerçekleştirdi.
Asgari Ücret Tespit Yönetmeliğine göre, komisyon en çok 4 toplantı yapar ve oy çokluğu ile karar alır. Geçen Aralık ayında, Asgari Ücret Tespit Komisyonu son toplantısını Sarayda yapmış ve rakam Cumhurbaşkanının onayına sunulduktan sonra, açıklanması da kendisine bırakılmıştı. Yine yılın ikinci yarısı için belirlenen rakamı da Cumhurbaşkanı açıklamıştı. Bu uygulama komisyonun işlevsizleştirilmesidir. Zira bu yöntemle aynı zamanda siyasi parti genel başkanı olan Cumhurbaşkanına, belirlenen rakamı siyasi malzeme olarak kullanması olanağı sağlanmıştı.
Bu yıl için yukarıda belirttiğim, Bakan, TÜRK-İŞ Genel Başkanı ile TİSK Genel Başkanı üçlüsünün yaptıkları toplantıda komisyon toplantı tarihleri önceden belirlenmiş olsa da son toplantının yine sarayda yapılacağı ve açıklamanın Cumhurbaşkanınca yapılacağı söyleniyor. Kuşku yok ki, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, sarayda yapılacak açıklamada taraf sözcüleri Cumhurbaşkanına şükranlarını sunacak ve onun ne büyük bir emek sever olduğundan dem vurduktan sonra, yine onun takdirleri ile belirlenen rakam açıklanacaktır. Evet, işçi tarafını temsilen masada olan TÜRK-İŞ Genel Başkanı, asgari ücretin kendileri dışında, siyasi partiler ile diğer konfederasyonlar tarafından, konuşulmasından çok rahatsız ve bunu son zamanlarda sık sık dile getiriyor. Hani kendine göre haksız da sayılmaz. Örneğin; Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), sayın başkanın rahatını kaçırıyor ve her yıl bilimsel veriler ışığında belirlediği asgari ücret rakamını kamuoyuyla paylaşıyor.
DİSK bu yıl da aynısını yaptı ve 2023 asgari ücretine ilişkin talebini açıkladı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 5 Aralık 2022 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, 2023 yılı Asgari ücretinin net 13.200 TL olması gerektğini açıkladı. Çerkezoğlu, açıklamasının devamında şunları söyledi: “Bugün yüksek enflasyon karşısında işçilerin ve kamu çalışanlarının gelirleri erimeye devam ediyor. TÜİK’in eksik hesaplanmış rakamlarına göre bile enflasyon %84, gıda enflasyonu %100’ün üzerine çıktı. Yüksek enflasyon bölüşüm ilişkilerini de olumsuz biçimde etkiliyor. Gelir adaletsizliği giderek artıyor. İşgücünün milli gelirden aldığı pay gerilerken sermayenin payı artıyor. Asgari ücret ortalama ücret haline geldi. AB ülkelerinde asgari ücretlilerin oranı %4 seviyesindeyken, Türkiye’de %50’yi aştı. Ayrıca asgari ücrete erişemeyen milyonlar var. Ülkemiz bir asgari ücretliler toplumu haline gelirken asgari ücretin alım gücü her geçen gün geriledi. Bugün asgari ücreti konuşurken ortalama ücreti konuşuyoruz.” Çerkezoğlu, DİSK’in asgari ücrete ilişkin taleplerini de şu şekilde açıkladı: * Enflasyon tek haneye düşene kadar asgari ücret yılda 4 kez güncellenmeli. * Asgari ücret belirlenirken dar gelirlilerin gıda enflasyonu ve kişi başına milli gelir esas alınmalı ve asgari ücretin büyümeden payını alması sağlanmalı. * Bir evde iki çalışan olduğu varsayımından hareketle o eve en az yoksulluk sınırı kadar gelir girebilmelidir. * Asgari ücrete sağlanan vergi muafiyetinin yanında asgari ücret sonrası ilk vergi dilimi yüzde 10’a düşürülmelidir. * En düşük emekli ücreti asgari ücret düzeyine yükseltilmeli dedi ve asgari ücretin net 13 bin 200 TL olması gerekmektedir. Nasıl, ikisi de işçi sendikaları konfedersyonu değil mi? Biri masaya giderken açlık sınırını baz alıyor ve en alt sınırdan pazarlık başlatıyor. Diğeri ise masada olmadığı halde yoksulluk sınırı baz alınsın, eve yoksulluk sınırı kadar para girmesi için her ailede iki kişinin çalışacağı düşünülsün ve asgari ücret ona göre belirlensin diyor. Ne diyor TÜRK-İŞ Genel Başkanı? "Biz 40 yıldır o masadayız." Evet siz 40 yıldır o masadasınız ve 40 yıldır işçiler hep kaybettiler!



