Veli Beysülen


Emeklilerin aylıkları dibe vurdu!

.


 Türkiye’de Sosyal Güvenlik (SGK) Kurumundan aylık alan 16 milyonu aşkın, emekli, emekli dul ve yetim ile hak sahibi yaşıyor. 

Kuşkusuz ülkede ki gelir eşitsizliğinin vurduğu kesimlerin başında emekliler gelmektedir. Zira bu ülkede Milyonlarca emekli, bırakın açlık yoksulluk sınırının hatta bir insanın, asgari koşullarda yaşaması gereken en alt ücret, asgari ücretin altında ki aylığı ile yaşamaya çalışıyor.

  Bu durum öncelikle anayasanın 10. Maddesinde hüküm altına alınmış olan eşitlik ilkesine aykırıdır. Elbette bu durumun aykırı olduğu, tek anayasa maddesi 10. Madde değil. Zira bu uygulama anayasanın 2, 17, 60, 61 ve Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasanın 90. Maddesine uygun kabul ettiği ve taraf olduğu, Temel Hak ve Özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere de aykırıdır.  

Tüm bunlara rağmen Asgari ücretin 11.402, TÜRK-İŞ’in son açıklamasına göre açlık sınırının 14.025 lira yoksulluk sınırının 45.686 liraya ulaştığı bugünlerde, en düşük emekli aylığı olarak açıklanan 7.500 liranın altında kök aylığı olan milyonlarca emekli vardır. Kök aylığı 7.500 liranın altında olan milyonlarca emekliye, hazineden verilen destekle aylık 7.500 lira verilmektedir. Kaldı ki 2008 yılında AKP iktidarı tarafından sosyal güvenlik mevzuatında yapılan değişiklikler nedeniyle, asgari ücretin altında aylık alan emekli sayısı gün geçtikçe artıyor. Bunun temel nedeni 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) kanunu ile getirilmiş olan emekli maaşı hesaplama yöntemidir. Bu yöntemden dolayı, çalışma hayatı boyunca, adına brüt asgari ücret üzerinden SGK pirimi yatırılmış olan bir işçiye bağlanan, emekli aylığı günün brüt asgari ücretinin %35’ine kadar gerilemektedir. Yani bugün için, brüt 13.414,50 lira olan mevcut asgari ücrete göre yeni emekli aylığı 4.695 liraya kadar düşmektedir. Görüldüğü gibi, en düşük emekli aylığı 7.500 lira değildir.

Tüm bu gerçekler ortada iken, Partili Cumhurbaşkanı, Partisi AKP sözcüleri ile bakanların ağzından çalışanlarımız ile emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik cümlesini çok sıkça duyarız. Emekli aylıkları, her yıl Ocak ve Temmuz aylarında yılda iki sefer, bir önceki 6 ay için TÜİK tarafından açıklanan kentsel yerler Tüketici Fiyat Endeksindeki (TÜFE) artış oranı kadar artırıldığına göre, bu söylem ilk bakışta doğru gelebilir. 

Ancak günlük hayatta yaşananlar bu açıklamayı doğrulamıyor. Zira bu ülke de  TÜİK tarafından açıklanan enflasyon artış oranının piyasa enflasyonun çok altında olduğunu bilmeyen yok. Kısacası yıllardır bu ülke de özellikle emekli aylık artışlarının yapıldığı Ocak ve Temmuz aylarının hemen öncesinde, enflasyonun düştüğü algısı yaratıldığını ve oranın TÜİK tarafından düşük açıkladığını herkes biliyor.  

Emekli aylıklarının 1 Temmuz-31 Aralık 2023 tarihleri arasında ki 6 aylık TÜFE artış oranında artırılacağı 2024 yılı Ocak ayına, sayılı günlerin kaldığı bugünlerde yine aynı senaryo sahneleniyor. Nitekim dönemin ilk üç ayı Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında sırasıyla, %9,49 - 9,09 ve 4,75 olduğu açıklanan aylık TÜFE artışı, Ekim ayında %3,48, Kasım da ise 3,28 olarak açıklandı. TÜİK’in Bu rakam oyununun hemen ardından, hükümet kanadından enflasyonun kontrol altına alındığına dair açıklamalar peş peşe gelmeye başladı. Nitekim Cumhurbaşkanı, son açıklamalarından birinde “Enflasyonun ateşi düşmeye başladı. Önümüzdeki aylardan itibaren çok daha iyi oranlarla karşılaşacağız." Diyerek sonu olmayan müjdelerinden birini daha verdi. 

Evet, Türkiye’de yıllardır, emekli maaşlarının, 6 aylık TÜFE artış oranında artırılacağı, Ocak ve Temmuz aylarına doğru giderken, enflasyonun düştüğü algısı oluşturulmaktadır. Bu yıl yapılanda bundan farklı değil, bu yıl farklı olan, AKP yandaşı bazı esnaf kuruluşlarının, Ekim ayı ortalarından itibaren, yılbaşına kadar zam yapmayacakları yönünde açıklamalar yapmalarıydı. Kuşku yok ki iktidar, enflasyonun çok yüksek seyrettiğini günlük hayatında yaşayarak gören toplumu, enflasyonun düştüğüne inandırmak ihtiyacından dolayı, yandaş kuruluşlara bu açıklamayı yaptırmıştı. Yani bu işte hükümetin parmağı vardı. Zira yılbaşına 2- 2,5 ay gibi bir zaman kalmışken, özellikle eğlence, lokanta, restoran ve kafe türü işletmelerin, bu kısa süre içinde fiyatlarını artırmamaları onları çok fazla etkilemeyecekti. Nasıl olsa yılbaşından sonra fazlasıyla zam yapacak ve bu kısa süre için karlarında yaptıkları fedakarlığı fazlasıyla çıkaracaklar. Şimdi önemli olan, hükümetin enflasyon düştü görüntüsü ile yılbaşında, çalışanlar ile emeklilere vereceği zammı aşağı çekmesine yardımcı olmaktı. Kısacası bu ülke de iktidar ile yandaşı esnaf kuruluşları, el ele halkın ekmeği ile oynuyorlar. 

AKP iktidarı döneminde sosyal güvenlik alanında yapılan değişiklikler, emeklilere büyük hak kayıpları yaşattı. Emekli aylıkları eridi. Dolayısıyla, bugün emekliler ile hak sahiplerinin önemli bir kısmı, 4 kişilik bir ailenin sadece mutfak giderinin karşılığı olan açlık sınırının altında aylık almaktadır. Ne yazık ki emekliler sadece açlık sınırının değil, asgari ücretin altında ki aylıklarıyla yaşama savaşı veriyorlar. İlginç olan ise emekli aylıkları ile ilgili tartışma ve değerlendirmelerin, en düşük emekli aylığı üzerinden yürütülmesidir.  

Kuşkusuz tartışmanın, en düşük emekli aylığı üzerinden yürütülmesi, son yıllarda en düşük emekli aylıklarını hazineden aktardığı kaynakla, kök aylıklardan yüksek ödeyen hükümetin, en düşük emekli aylığı alan emeklileri koruduğu algısına yol açmaktadır. Bir başka deyişle tartışmanın mikro düzeye indirgenerek, daraltılması, toplumun Sosyal Güvenlik haklarındaki geriye gidişi ve yaşanan hak kayıplarını görmesini engellemektedir.  

Halbuki 2008 yılından günümüze emeklilerin tamamının aylıkları hızla eridi. Zira gerek enflasyonun TÜİK tarafından düşük açıklanması gerekse emeklilere büyümeden pay verilmemesi aylıkların reel alım gücünü sıfırlamış bulunuyor. O zaman sadece en düşük emekli aylığı üzerinden değerlendirme yapmak, hızla yoksullaşan 16 milyon emeklinin tamamının kayıplarını gözden kaçırmak olur.  

Bakın Sosyal Güvenlik alanında ki çalışmaları ile bilinen Prof. Dr. Aziz Çelik, konuyla ilgili ne diyor:  

· Sadece en düşük emekli aylığı değil, ortalama emekli aylıklarıda dibe vurdu!  

· Emekli aylıklarının vahameti ortalama emekli aylıklarına bakılınca daha net görülüyor!  

· Ortalama emekli ayıkları sefalet düzeyine geriledi!

  · En düşük emekli aylığının 7 bin 500 liraya tamamlandığı ülkemizde ortalama emekli aylıkları tam anlamıyla dibe vurmuş durumda.

  · Ekim ayı itibariyle ortalama işçi emekli aylığı 8 bin 290 lira, ortalama tüm emekli aylığı 8 bin 295 TL.dir.

  · 2002'de asgari ücretin yüzde 22 üzerinde olan ortalama emekli aylığı 2023'te asgari ücretin yüzde 27 altına geriledi.

  · Asgari ücrete göre ortalama emekli aylığı 100'den 60'a geriledi. Asgari ücret karşısındaki kaybı yaklaşık yüzde 40 oldu.  

· Emekli aylıkları prim miktarı ve prim gün sayısı dikkate alınarak ve aylık bağlama oranı eski düzeyine çekilerek yeniden hesaplanmalıdır.

 Aylıklardaki dengesizlik giderilmelidir. Emekli aylıkları büyümeden tam olarak yararlanmalıdır. . Aksi halde sadece en düşük emekli aylıkları değil, ortalama emekli aylıkları da sefalet aylığı olmaktan kurtulamaz.  

SGK kayıtlarından ulaştığı bilgileri paylaşan değerli bilim insanı Aziz Çelik’in, ortalama emekli aylığını baz alarak yaptığı bu tespitler, emeklilerin tamamının kaybını ortaya koyuyor. Zira ortalama aylıkların dibe vurması, en üst emekli aylığı ile en düşük emekli aylığı arasındaki makasın, gittikçe kapandığını ve en düşük emekli aylığının çok yakın zamanda ortalama emekli aylığı haline geleceğini gösteriyor. Bunun adına emekli aylıklarını alt seviye de eşitlemek denir.  

Ne yazık ki, ülkeyi yönetenler bu gerçekler yokmuş gibi, kamera ve mikrofonlara yüksek sesle göğüslerini gere gere emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik diyebiliyorlar. Çünkü onların ezdirmedik dedikleri enflasyon, TÜİK’in rakam oyunları ile düşük açıkladığı enflasyondur. Zira toplumun piyasada karşı karşıya kaldığı enflasyon açıklanan oranın en az iki katıdır. Nitekim bağımsız ekonomistlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu ENAG’ın açıkladığı aylık ve yıllık oranlarda bunu doğrulamaktadır.   Umarım emekliler, bu gerçeklere gözlerini kapatmadan, yıllarını verdikleri bu ülke de kendilerini sefalete mahkum eden, iktidara dur demek için, yaklaşmakta olan yerel seçimde gereğini yapar ve örgütlü mücadeleyi biran önce yükseltirler!                                                                

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.