Urfa’da yaşanan üzücü olay, çocuklarımızın güvenliği konusunda toplum olarak ne kadar güçlü adımlar atmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Bu olay; yalnızca bireysel bir suç değil, sosyal medyada normalleştirilen bazı olumsuz davranışların, cinsiyet karmaşasının ve toplumsal bilinç eksikliklerinin de sonucudur. Üstelik görünen bu acıların yanı sıra, sessizce yaşanan, toplumun gözünden kaçan çok daha büyük acılar da vardır. Artık önlem alma zamanı gelmiştir.
Sosyal medya, gençler üzerinde giderek artan bir etkiye sahiptir. Zararlı içerikler, yanlış davranış modellerini normalleştirerek toplumsal değerleri zedelemektedir. Bu nedenle bu tür içeriklerin denetlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Bakanlıkların ve kurumların kritik rolü
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na büyük görev düşmektedir. Her iki kurumun da:
• Dijital farkındalık ve mahremiyet eğitimlerini yaygınlaştırması,
• Aileleri ve çocukları sosyal medya risklerine karşı bilinçlendirmesi,
• Okullarda koruyucu ve önleyici programları güçlendirmesi,
• Psikososyal destek mekanizmalarını yaygınlaştırması,
• Çocuk haklarını korumak ve denetlemek için özel bir Çocuk Hakları Bakanlığı’nın kurulması ve bu bakanlığın, mahallelere kadar inebilecek birimlerle yapılandırılması,
• Gerçek görevlerin belirlenmesi, görev dağılımının şeffaf yapılması ve alınan önlemlerin somut sonuçlar üretmesi,
• Tüm ülkenin bütün birimlerini ilgilendiren bir yaklaşım ile; zengin, gösterişli veya heveslendirici görseller yerine, topluma dokunan ve farkındalık yaratan görsellerin kullanılması gerekmektedir.
Dijital denetim artırılmaz, çocuk koruma mekanizmaları güçlendirilmez ve ilgili birimler kararlı bir şekilde çalışmazsa, toplumdan sağlıklı bir gelecek ve güvenli bir kuşak beklemek mümkün olmayacaktır.
Bizler, çocuk güvenliğinin ve toplumsal değerlerin korunması için:
• Dijital denetimin artırılmasını,
• Sosyal medya üzerinden topluma zarar veren içeriklerin denetlenmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını,
• Bakanlıkların ve yerel yönetimlerin kapsamlı ve koordineli çalışmalar yürütmesini,
• Çocuk haklarını koruyacak özel bir Çocuk Hakları Bakanlığı’nın kurulmasını ve mahallelere kadar inebilecek birimlerle yapılandırılmasını,
• Muhtarların bu süreçte görev almalarını; görevlerini yerine getiremezlerse kapatılmalarını ve yerine daha etkili birimlerin kurulmasını talep ediyoruz.
Çocuklarımızın güvenliği, toplumun geleceğinin güvencesidir. Görünür olayların yanı sıra sessizce yaşanan acılara da kayıtsız kalamayız; artık önlem alma zamanı gelmiştir.
Zülâl KOÇ
ENDÜSTRIYEL GIRIŞIM DERNEĞI
