Ercan Çağlayan


Bu Kadar Ölüm Kader Olamaz!

.


Bazı saatler vardır, zamanı göstermez. Hafızayı gösterir. Ben artık 04.17’yi gördüğümde saate bakmıyorum; bir ülkenin kırıldığı ana bakıyorum. Üç yıl geçti diyoruz ama aslında o saat hâlâ aynı yerde duruyor. Çünkü 6 Şubat 2023 sabahı sadece binalar yıkılmadı, zaman da durdu.

Hepimiz uykudaydık. Kimimiz sabah işe gidecekti, kimimiz çocuğunu okula kaldıracaktı, kimimiz sıradan bir güne hazırlanıyordu. Sonra yer sallandı. Öyle bir sallandı ki, sadece duvarlar değil hayatlarımız yerinden oynadı. Birkaç dakika içinde şehirler çöktü, sokaklar toza bulandı, insanlar pijamalarıyla kendini dışarı attı. Telefonlar sustu, çığlıklar yükseldi, karanlığın içinde herkes bir yakınının adını haykırdı. O sabah güneş doğdu ama birçok şehir artık yerinde değildi.

Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Antep, Urfa, Diyarbakır… Haritada duruyorlardı belki ama ruhları yıkılmıştı. Enkaz başında bekleyen babalar, elleriyle beton kırmaya çalışan gençler, sessizce dua eden anneler… Bir çocuğun “Annem nerede?” sorusu günlerce kulaklarımızdan gitmedi. O gün kelimeler yetmedi. “Felaket” dedik az kaldı, “yıkım” dedik eksik kaldı. Çünkü bu sadece bir deprem değildi; bu, on binlerce yarım kalan hayatın aynı anda sustuğu bir andı.

Depremden sonra hepimiz sayılarla konuştuk. On binlerce can kaybı, yüz binlerce hasarlı bina, milyonlarca evsiz… Oysa her sayı bir insandı. Birinin annesi, birinin kardeşi, birinin çocukluğu. Rakamlar büyüdükçe acı küçülmüyor, sadece görünmez oluyor. En tehlikelisi de bu zaten: alışmak. Büyük acılara bile alışmak.

Üç yıl geçti. Evet, yeni binalar yapılıyor, yollar açılıyor, konutlar teslim ediliyor. Ama deprem bölgesine gittiğinizde başka bir gerçekle karşılaşıyorsunuz. Hâlâ konteynerde yaşayan aileler var. Hâlâ “ne zaman evimize döneceğiz” diye bekleyen insanlar var. Hâlâ gece en küçük sarsıntıda uyanan çocuklar var. Travma dediğimiz şey enkaz kaldırılınca bitmiyor. Bazı insanlar için deprem hâlâ sürüyor.

Şunu da gördük: Deprem sadece evleri yıkmıyor, hayat düzenini de dağıtıyor. Mahalle kültürü kayboluyor, esnaf dükkânını kapatıyor, çocuklar okulundan kopuyor. Şehir dediğimiz şeyin beton değil, insan olduğunu anlıyoruz. İnsan gidince geriye sadece boşluk kalıyor. Yeni yapılan apartmanlar yükselse bile, o evlerde hep eksik bir sandalye var.

O günlerde büyük bir dayanışma yaşandı. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar bölgeye koştu. Madenciler, gönüllüler, doktorlar, öğretmenler… Kimse kimseye kim olduğunu sormadı. Herkes sadece yardım etmeye çalıştı. Belki de felaketin içinden çıkan tek umut buydu: Bu halk, düştüğünde birbirini kaldırmayı biliyor. Ama dayanışma tek başına yetmiyor. Hafıza gerekiyor. Hesap gerekiyor. Ders gerekiyor.

Kendimize dürüst olalım: Bu kadar insanı gerçekten sadece deprem mi öldürdü? Deprem bu coğrafyanın gerçeği, bunu biliyoruz. Ama çürük beton kader değil. Denetimsizlik kader değil. İmar afları kader değil. “Bir şey olmaz” anlayışı kader değil. Bunlar insan hatası. Ve insan hatası, can alıyor. Doğayı suçlayarak kendi ihmallerimizi aklayamayız.

Asıl korkum unutmak. Bu ülkede acılar çok çabuk eskiyor. Gündem değişiyor, hayat devam ediyor, hafıza zayıflıyor. Sonra bir gün yine aynı siren sesleriyle uyanıyoruz. Yine aynı cümleleri kuruyoruz. Yine aynı gözyaşları… Eğer 6 Şubat’ı sadece yıldönümlerinde hatırlarsak, yeni 6 Şubat’ların önünü açmış oluruz.

Bugün üçüncü yıl. Yine anmalar yapılacak, karanfiller bırakılacak, “unutmadık” denilecek. Ama mesele hatırlamak değil; değiştirmek. Daha sağlam şehirler kurabiliyor muyuz? Bilimi gerçekten önceleyebiliyor muyuz? İnsanı ranttan daha değerli görebiliyor muyuz? Asıl sınav bu.

Ben artık 04.17’yi bir saat gibi görmüyorum. Bir vicdan alarmı gibi görüyorum. Her gördüğümde aynı cümle yankılanıyor içimde: Unutursan, tekrar olur. Bu yüzden 6 Şubat sadece bir yas günü değil, bir yüzleşme günü olmalı. Çünkü bazı acılar kader değildir. Bazı acılar ihmalin sonucudur. Ve hiçbir çocuk bir daha enkaz altında kalmamalı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.