Ercan Çağlayan


Bir Maçtan Daha Fazlası...

.


Manchester City–Galatasaray karşılaşması, kağıt üzerinde yalnızca bir futbol müsabakasıydı. Tribünler doluydu, kameralar hazırdı, milyonlar ekran başındaydı. Ama maçın ortasında sahaya giren iki Kürt aktivist, futbolun o steril dünyasına sert bir gerçek bıraktı: Suriye’de devam eden baskılar.

O an, bir spor müsabakası olmaktan çıktı her şey. Çünkü bazı anlar vardır; 90 dakikaya sığmaz, skor tabelasına bakmaz, ofsayt çizgisine aldırmaz. O anlardan biri yaşandı.

Futbol, modern çağın en büyük sahnesi. Sadece bir oyun değil; ekonomi, siyaset, kimlik ve güç ilişkilerinin iç içe geçtiği devasa bir vitrin. Bu yüzden aktivistlerin seçtiği yer tesadüf değildi. Parlamento kapıları kapalıyken, uluslararası kurumlar sessizken, diplomasi kelimelerle oyalanırken; dünyanın gözünün çevrildiği yere çıkmak bir çığlık biçimidir.

Elbette bu yöntem tartışılabilir. “Saha siyasete alet edilmemeli” diyenler çıkacaktır. Çıkıyor da. Ama şu soruyu sormadan geçemeyiz:

Siyaset zaten hayatın her yerindeyken, sahayı ‘temiz’ saymak ne kadar gerçekçi?

Aynı sahalarda ırkçılığa karşı diz çöküldü. Aynı tribünlerde Ukrayna için pankartlar açıldı. Aynı organizasyonlar Katar’daki işçi ölümlerini görmezden geldi. Yani mesele “siyaset yapılıp yapılmaması” değil; hangi acının görünür olduğudur.

Suriye’de Kürtlerin yaşadığı baskılar yıllardır raporlara giriyor, cümle aralarında kayboluyor, dosyalarda tozlanıyor. Bombaların altında büyüyen çocuklar, kimliksiz bırakılan halklar, sessizliğe mahkûm edilen bir coğrafya… Bunlar haber oluyor ama yankı bulmuyor. Ta ki biri, dünyanın ortasına çıkıp “Buradayız” diyene kadar.

Sahaya giren o birkaç insan, belki kural ihlali yaptı. Belki maçın ritmini bozdu. Ama bir şey başardı: Sessizliği bozdu. Ve bazen en büyük ihlal, kurallara değil; alışılmış kayıtsızlığa karşı yapılır.

Bu olaydan sonra konuşulanlara bakın: Güvenlik zafiyeti, cezalar, UEFA talimatları… Peki Suriye? Peki baskılar? Peki orada yaşamaya çalışan insanlar? Yine arka plana itildi asıl mesele. Çünkü biz çoğu zaman yöntemi tartışarak, sebebi konuşmaktan kaçıyoruz.

Gazetecilik tam da burada devreye girmeli. “Sahaya girmemeliydiler” demek kolay. Zor olan, “Neden bunu yapmak zorunda kaldılar?” sorusunu sormak.

Belki o gün Manchester City kazandı ya da Galatasaray kaybetti. Ama asıl kaybeden, acılar normalleştiği için susan dünya oldu.
Ve belki de o sahaya girenler, bize şunu hatırlattı:
Bazı mücadeleler, uzatma dakikalarında başlar.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.