Veli Beysülen


Asgarinin de asgarisi ücret!

.


Asgari ücret, bir ülkede, ülkenin ekonomik koşullarına göre 4 kişilik çekirdek ailenin asgaride alması gereken en alt ücrettir. Türkiye’de asgari ücret tespit komisyonu, asgari ücret yönetmeliğine uygun olarak, 5 devlet, 5 işçi (Türk-İş) 5 işveren (TİSK) temsilcisinden oluşan ve oy çokluğu ile karar alma yetkisi bulunup kararlarına itiraz edilemeyen asgari ücret tespit komisyonunca belirlenir. Her yıl yılın son ayının içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın çağrısıyla toplanan asgari ücret tespit komisyonu, bir sonraki yılda ödenecek asgari ücreti belirler. Belirlenen rakam, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile komisyonda yer alan işçi, işveren temsilcilerinin hazır bulundukları basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulur. İlginçtir, 16 Aralık 2021 tarihinde açıklanan 2022 yılı asgari ücreti, bu prosedürün dışına çıkılarak Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı. Amaç Cumhurbaşkanı'nın lütfu ile asgari ücretin yüksek belirlendiği algısı oluşturmaktı. Ancak belirlenen 4.253 lira asgari ücret, yüksek enflasyon karşısında hızla eridi ve alım gücü 2.825 lira olan 2021 yılı asgari ücretinin altına geriledi.   

Dünyanın birçok ülkesinde çalışanların çok az bir kısmının aldığı asgari ücret, hemen hemen hiç konuşulmadan, belirleme yönetimine uygun belirlenirken; Türkiye’de asgari ücret, neredeyse yıl boyunca gerek sendika konfederasyonlarının gerekse siyasetin ana gündem maddelerinden biri olarak tartışılmaktadır. Kuşku yok ki, bunun temel nedeni, ülkede çalışan işçilerin neredeyse %50’sinin asgari ücretle çalışırken, diğer %50’sinin ise bu rakamın biraz üstünde ücretle çalışıyor olmasıdır. Bir başka deyişle, adı asgari olan ücretin çalışan milyonlarca insan için ortalama ücret haine gelmiş olmasıdır.

Türkiye ekonomisindeki dalgalanma nedeniyle liranın hızla değer kaybetmesinin yol açtığı yüksek enflasyon, asgari ücrette dahil tüm ücretlerin alım gücünü sıfırladı. Nitekim 16 Aralık 2021 tarihinde açıklanan ve 1 Ocak 2022 tarihinde uygulanmasına başlanan 4.253 lira asgari ücretin alım gücü, işçinin eline geçtiği Şubat ayının başında 2.825 lira olan 2021 yılı asgari ücretinin altına gerilemişti. Zira 24 Haziran 2018 seçimlerinin hemen ardından ülkenin sürüklendiği ekonomik kriz, özellikle son bir yıldır ülke ekonomisini alt üst etmiş bulunuyor. Bunun temel nedeni, uygulanan bilim dışı ekonomik politikanın Türk Lirası'nı değersizleştirmesidir. Liranın değersizleşmesi, enflasyonu hızla son yılların en üst seviyesine çıkardı. Öte yandan uygulanan politikanın bir diğer ayağı ise ülkeyi ucuz emek cenneti haline getirmektir. Maalesef, 2019 yılının son aylarından itibaren dünyayı saran virüs salgınının sarstığı ekonomilerini toparlama politikası uygulayan dünya ülkelerinin tamamına yakını faiz artırımına giderken, Türkiye ekonomi biliminde açıklaması olmayan bir şekilde, Cumhurbaşkanı'nın “Faiz neden enflasyon sonuç” açıklaması ile faiz indirimine giderek yüksek enflasyonu adeta davet etmiştir. Bu politikanın yol açtığı zam fırtınasıyla işçisi, emeklisi, memuru, esnafı, köylüsü ile Türkiye halkı büyük bir yoksullaşma yaşıyor.

Evet, yukarıda kısmen açıkladığım ekonomik politika sonucu, temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatlarının her gün arttığı, esnafın saatlik etiket değiştirdiği bir ortamda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran ayı sonu itibariyle son bir yılın resmi enflasyonunu %78,6 olarak açıklarken, bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise %175,5 olarak açıkladı. Yine asgari ücretin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2022 tarihinden bu yana geçen 6 aylık süre için TÜİK resmi enflasyonu %42,35, ENAG ise %71,44 olarak açıkladı. Tüm bu oranlar, emekliler dahil sabit gelirleriyle yaşamaya tutunmaya çalışan milyonlarca insanı sefalete sürüklemiş bulunuyor.

Kuşkusuz bunlar, gelir düzeyine bakılmaksızın toplumun tamamını kapsayan hesaplamalardır. Halbuki alt ve üst gelir gruplarının tüketim öncelikleri bakımında yapılacak bir değerlendirmede ücretli dar gelirli grubun temel ihtiyacı olan mal ve hizmetlerin enflasyonunun daha yüksek olduğu görülecektir. Örneğin, ücretli dar gelirli grubu yakından ilgilendiren yıllık gıda enflasyonu %93,93. Öte yandan geçen yıl temmuz ayında asgari ücretli bir çalışan 2.825 lira ücreti ile litre ortalama fiyatı 7,84 liradan 360 litre benzin alırken, bu yazının yazıldığı saatlerde 5.500 lira olan asgari ücretle, litre fiyatı 25.50 liradan 215,5 litre benzin almaktadır. Yine aynı dönemde 2.825 lira asgari ücretle 112 liradan 25 adet 12 kg’lık mutfak tüpü alınırken, bugün 5.500 lira asgari ücretle 275 lira olan 12 kg’lık mutfak tüpünden 20 adet alınmaktadır. Görüldüğü gibi Ocak ve Temmuz aylarında iki seferde yaklaşık %94 artmış olsa da, asgari ücretin alım gücü geçen 2021 yılı asgari ücretinin gerisindedir. Kuşkusuz bu gerileme, ücretlilerin kullandıkları temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatlarında daha fazladır.

Halbuki asgari ücret, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon çalışan ile ailelerini doğrudan, kayıt içi, kayıt dışı toplam 19 milyon işçiyi ise dolaylı ilgilendiren bir ücrettir. Hatta asgari ücret, kamu çalışanları ile emeklileri de aileleriyle birlikte ilgilendiren genel bir ücrettir. Zira bu ücret, sendikalı işyerlerinde yapılan toplu sözleşme görüşmeleri ile kamu çalışanları sendikalarının hükümetle yaptıkları toplu sözleşme görüşmelerinde emsal ücret olarak hep masada olur. Yani işveren temsilcileri tarafından çalışanların ücretlerini aşağı çekmek amacıyla sendikalara karşı silah olarak kullanılır. Bunun en önemli nedeni, ülkede asgari ücretle çalışacak, milyonlarca işsizin bulunmasıdır. Bir başka deyişle asgari ücretle çalışacak milyonlarca işsiz, toplu sözleşme masasında, sendikalı çalışanlara yöneltilmiş bir silahtır. Elbette düşük asgari ücret, yalnızca özel sektörün elinde değil, kendisi de işveren olan, işçi ve memur çalıştıran, emeklilere maaş ödeyen devletin elinde de silah işlevi görüyor.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi'nin (DİSK-AR) tespitine göre; Türkiye’de asgari ücret ortalama ücret haline geliyor ve asgari ücret ile diğer emek gelirleri arasındaki makas kapanıyor. Kısacası asgari ücret hızla ortalama ücrete dönüşüyor. Bu ücretin asgari geçim için oldukça yetersiz kalması nedeniyle asgari ücrete dönük beklentiler yükseliyor. Asgari ücret tüm çalışanları ve onların ailelerinin yaşam koşullarını ilgilendiriyor. Pahalılık ve art arda gelen zamlar nedeniyle alım gücü kaybı karşısında asgari ücret oldukça yetersiz kalıyor, insan onuruna yaraşır bir yaşam daha da imkânsız hale geliyor.

Öte yandan yapılan araştırmalar, Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin sadece mutfak giderinin karşılığı olan açlık sınırının 6.391 lira, tüm masraflarının karşılığı olan yoksulluk sınırının ise 20.818 lirayı aştığını ortaya koyuyor. Buna göre 4 kişilik bir ailenin tüm fertleri, asgari ücretle çalışsalar bile toplam 22.000 lira elde edebileceklerdir. Bu ise yoksulluk sınırının sadece 1.182 lira üstünde bir gelirdir. Kaldı ki anne baba ve iki çocuktan oluşan 4 kişilik bir ailede çocuklar çalışamadıkları gibi, milyonlarca insanın işsiz gezdiği Türkiye’de anne ve babanın ikisinin iş bulup çalışmaları da pek mümkün değil.

Tüm bu nedenlerle, masada olmayan DİSK, iş bulup çalışabilecek iki aile bireyinin toplam gelirinin yoksulluk sınırına yakın olması için asgari ücretin net 8.500 lira olması gerektiğini açıklayarak önemli bir tespitte bulundu. Ancak bırakın bu açıklamayı, masada işçi tarafını temsil eden TÜRK-İŞ’in asgari ücretin %50 oranında arttırılarak 6.391 liraya çıkarılması yönündeki teklifinin bile %20 altında rakam belirlendi. Maalesef masada kendi teklifinin %20 altında bir rakama imza atan TÜRK-İŞ Genel Başkanı, bu teklifi yapan kendileri değilmiş gibi, “Asgari ücret pazarlığı %20’den başladı biz görüşmelerle bu rakamı %30’a çıkarttırdık” diyerek kendi teklifini inkâr ediyor ve hükümetin %20’den %30’a çıkmış olmasını kendi hanesine başarı olarak yazmaya çalışıyor. TÜRK-İŞ Genel Başkanı bununla da kalmıyor, “Masada olmayanlar için konuşmak kolay, muhalefet partileri rakamlar söylüyorlar. Yarın iktidar olduklarında o rakamlar önlerine gelecek.” diyerek hükümeti savunuyor. Diğer yandaş konfederasyon HAK-İŞ’in Genel Başkanı ise asgari ücretteki artıştan memnun olduklarını belirterek yandaşlığa devam ediyor.

Tüm bu veriler, kriz içinde kriz yaşayan ülkede, asgari ücretli olan olmayan işçi, kamu çalışanı, emekli, emekli dul ve yetimleri, yani emeğiyle yaşayan milyonlar ile onların ailelerinin yoksulluk ve sefalet içinde yaşadıklarını ortaya koymaktadır.

Çalışanların sefaletinin giderilmesi için ücretlerin genel düzeyinin belirlenmesinde temel kriter olan asgari ücretin tespit yöntemi derhal değiştirilmeli ve tüm konfederasyonların içinde yer aldıkları ve uyuşmazlık halinde grev hakkının da kullanılabildiği toplu sözleşme yöntemiyle belirlenmelidir. Türkiye’de asgari ücret tespiti uluslararası kriterlere uygun hale getirilmeli ve sadece işçinin kendisi değil, 4 kişilik ailenin tamamı dikkate alınarak rakam belirlenmelidir. Bunun için, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) asgari ücret tespitine dair 131. Sözleşmesi derhal onaylanmalıdır. 

Evet, asgari ücret adı üzerinde en alt ücrettir. Ancak uzun yıllardır bu ülkede asgari ücret, asgarinin de asgarisi olmanın ötesine geçmiyor. Milyonlarca işçinin asgari ücrete mahkûm olması bu ülke de emek sömürüsünün had safhada olduğunun göstergesidir. Dolayısıyla, yoksulluğu sadece asgari ücret artışı ile aşmak mümkün değildir. Bu nedenle mücadeleyi, asgari ücreti ortalama ücret olmaktan çıkarmayı hedefleyen bir anlayışla vermekten başka çıkar yol yoktur! 

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.