Türkiye’nin, sosyal haklar, sendika ve toplu sözleşme hakları konularında otorite olan, bu alanda bilirkişilik, danışmanlık yapan, yazdığı kitaplar ve makaleleri ile yol gösteren sayılı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mesut Gülmez, 2023 yılı asgari ücret tespit sürecinde anayasa, kanun ve yönetmelik hükümlerinin yok sayılmasını konu aldığı, “ARAMIZDA MUTABIK KALDIK, ÖYLE DEĞİL Mİ?” üst başlıklı, “Asgari Ücret Aralık 2022 Sürecinin Üçüncü Toplantı Öncesindeki Evresi” başlıklı uzun makalesine, “Başlıktaki cümle ve soru, Cumhurbaşkanı’nındır. Aralık 2022 asgari ücret sürecinin özü ve özetidir. ‘Mutabık’ kalıp asgari ücret kararı alanlar, üç kişidir: Cumhurbaşkanı, ÇSG Bakanı ve Komisyon üyesi TİSK temsilcisi. Başlıktaki soruya verilen yanıtlar şöyledir: Solundaki Akkol: ‘Evet efendim!’ Sağındaki Bilgin: ‘Sağ olun efendim!’ Basın toplantısı tokalaşmalarla sona erdi. ‘Mutabık kaldık değil mi?’” diye giriş yapar ve 2023 yılı asgari ücret tespit sürecini uzun uzadıya irdeler.
Mesut Hoca'nın makalesinde açıkladığı gibi artık ülkede anayasa, kanun, yönetmelik hepsi çöpe atılmış durumda. Zira tüm bunların herhangi bir önemi yok. Her şey partili Cumhurbaşkanının talimatları ve lütfu ile mümkün. Ülke, "O verirse alırsınız o vermezse istemeye hakkınız yok!" noktasına getirilmiş durumda. Hele bir de seçim varsa, bunun böyle olduğu her fırsatta topluma empoze edilmeli. Nitekim Cumhurbaşkanının partisinin Antalya’da düzenlediği kadın buluşmasında, “Bir bardak çay 5 lira, bir litre süt 10 lira. Dessteklerinizi bekliyoruz.” diyen kadına, “Sana o inekleri kim verdi?” şeklinde cevap vermesi de bunun kanıtıdır.
Evet, 2023 yılı seçim yılı. Yapılan kanunlar ve getirilmiş olan tek adam rejiminde sandığın ne kadar güvenilir olacağı ayrı bir yazı konusu. Ancak görünen o ki, iktidar bloku ve çevresinde kümelenmiş medya ile sermaye çevreleri, tüm kontrol ellerinde olsa da korkulu rüya görmek istemiyorlar. Bu nedenle de işi sıkı tutuyorlar. Zira tek adam yönetimini tahkim etmek ve devamlılığını sağlamak için bu seçimi mutlak suretle kazanmak zorundalar. Bunu sağlayabilmek için toplumun dar gelirli emekçi kesimlerine yönelik göz boyama taktiğini devreye sokmuş bulunuyorlar. Elbette bunu yaparken, verilenlerin partili Cumhurbaşkanının emekçi dostu olmasının sonucu olduğu algısı ile toplumu kuşatmaya çalışıyorlar.
Belki hatırlarsınız, Cumhurbaşkanı zaman zaman açıklamalarında karşıtlarını eleştirirken onların “Mankurt” olduklarını söyler. Şimdi istenen tam da bu. Toplumun tamamının “mankurt”a yani “bilinçsiz köle” topluluğuna dönüşmesi isteniyor.
Görünen o ki, ülkenin hızla seçimlere doğru gittiği bu süreçte müjdelerin ardı arkası kesilmeyecek. Bence buna şöyle demek doğru olur: 21 yıldır ülkeyi yöneten iktidar, toplumun geniş emekçi kesimlerini bugüne kadar girdiği seçimlerde düşünmediğinden çok daha fazla düşünür görüntüsü vermeye çalışıyor, çalışacak. Dolayısıyla “müjde”ler son hız gelmeye devam edecek.
Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hayatına ilişkin birçok alanda, bilimsel veriler ışığında araştırmalar yapması ve ulaştığı sonuçları kamuoyuyla paylaşması gereken Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) son yıllarda toplumun emekçi kesimlerini yakından ilgilendiren enflasyon ve işsizlik oranlarını hesaplamada bilimsellikten koptuğunu ve rakam oyunları ile oranları aşağı çektiğini artık bu ülkede yaşayan her yurttaş biliyor. Sokaktaki insana sorsanız, bırakın sokaktaki insanı ilkokul öğrencisi çocuğa sorsanız, size TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının piyasadaki gerçek enflasyon oranını yansıtmadığını rahatlıkla söyleyecektir. Zira o küçük çocuk, ailesinden aldığı 3-5 kuruş harçlıkla mahalledeki büfeden aldığı küçük şeylerin fiyatlarının her gün arttığını bizzat yaşayarak görüyor.
Maalesef TÜİK son birkaç yıldır, bilimsel verilerin yol göstericiliğinde piyasa gerçeklerini açıklamayı bıraktı. Bir başka deyişle, bilim ve gerçekler artık onun çok da derdi değil. Çünkü ona ülkeyi yöneten iktidarın orta ve uzun vadeli hedeflerinin gerçekleşmesini gözetme görevi verilmiş bulunuyor. Bu nedenle gerek Tüketici Fiyat Endeksini (TÜFE) gerekse işsizliği hükümetin hedeflerinin tutmasına hizmet edecek oranlarda açıklıyor. Nitekim 3 Ocak 2023 tarihinde yine rakamlara taklalar attırdı ve Aralık enflasyonunu %1,18, milyonlarca memur, emekli ile emekli dul ve yetimin maaşlarının arttırılmasında baz alınacak olan 1 Temmuz 2022 - 31 Aralık 2022 arası altı aylık enflasyonu %15.4, yıllık enflasyonu ise %64,27 olarak açıkladı. Yukarıda belirttiğim gibi bu ülkede yaşayan her insan, TÜİK’in enflasyonu piyasadaki gerçek oranların altında açıkladığını biliyor. Aynı saatlerde açıklama yapan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Aralık ayı enflasyonunu %5,18, altı aylık enflasyonu %38,57, yıllık enflasyonu ise %137,55 olarak açıkladı. Kuşku yok ki, TÜİK’in açıkladığı oranlar, TÜİK yöneticilerine, kendilerine verilmiş olan görevi yerine getirmiş olmalarının mutluluğunu yaşatıyor olabilir. Zira piyasa gerçeklerini altüst eden bu oranları açıklamak suretiyle, bir yandan iktidarın %65 olarak belirlediği yıl sonu enflasyon hedefini tutturmasını sağlarken diğer yandan yaklaşık 17-18 milyon insanın 1 Ocak 2023 tarihinden geçerli alacağı, maaş artışını aşağı çekmiş oldu.
Bence tüm bunlardan daha da önemlisi; TÜİK, düşük enflasyon oranları açıklamak suretiyle Cumhurbaşkanına verilecek maaş artışlarını birkaç puan yukarı çekme alanı açmıştı. Ne de olsa 2023 yılı seçim yılıydı ve araştırmalar, seçimlerin iktidar cephesi için çok kolay geçmeyeceğini gösteriyordu. O zaman, ülkede tek söz sahibi olan Cumhurbaşkanına, birkaç puanlık artış için şov yapma alanı açılmasının bir sakıncası yoktu. Ancak böylece, Cumhurbaşkanının emekçi ve emekli sever olduğu algısı ile seçimlerde bu kesimlerin oyu alınabilirdi. Zira yandaş medyanın da desteği ile 7/24 toplumun beynine işlenen, "Yaparsa Reis yapar." sözünün altını doldurmanın bir sakıncası yoktu. Nitekim oranların açıklandığı gün Cumhurbaşkanı memurlar ile emeklilere %25 maaş artışı verileceğini açıkladı. Bununla yetinmeyen Cumhurbaşkanı, ertesi gün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada oranı %30’a çıkardıklarını, en düşük emekli maaşının ise 5,500 liraya çıkarılacağını müjdeledi ve 2023 seçimlerinde halktan son kez destek istedi. Böylece ENAG’ın açıkladığı %38,57 oranındaki 6 aylık enflasyonun %8,57 oranının altında %30 maaş artışı verme lütfunda bulunmuş oldu. Nasıl, çok güzel bir kurgu değil mi? Önce TÜİK’e enflasyonu düşük açıklat, sonra kendin rakamı bir değil iki defa yükselt ve asıl enflasyonun altında ki artışı şov yaparak açıkla. Yaşasın tek adam yönetimi değil mi?
Evet en düşük emekli maaşı 5.500 lira oldu. Hani şu bir ev kirasını bile karşılayamayan, asgari ücretin %36, TÜRK-İŞ Araştırma Biriminin son olarak açıkladığı 8.130 lira açlık sınırının ise %32 altında kalan emekli maaşı. Büyük bir “müjde” değil mi? Tabii ki “müjde” emekliler ne iş yapıyorlar ki, hallerine şükretsinler, bunu alamayanlar da var gibi gerekçelerle bunu lütuf olarak sunan ve ucuz oldukları için, emekliler tarafından çok okunduklarını bildiklerinden, 365 gün emeklilere “müjde” başlıkları ile çıkan, adına gazete denen kağıt parçaları ile yandaş TV kanalları da varken, bunu anlatmak hiç de zor olmasa gerek.
Elbette seçime yönelik politika hız kesmeden devam ediyor ve yıllardır çözülmeyen, hatta partili Cumhurbaşkanının zaman zaman konuşmalarında, “EYT’lileri emekli etmek topluma büyük bir yük yüklemektir. Biz bu yükü toplumun sırtına yüklemeyiz.” diyerek karşı çıktığı EYT sorununu çözeceklerine dair “müjde”de gecikmedi. Yine AKP iktidarının kendisinin başlattığı esnek ve kuralsız çalışma biçimleri ile kamuda çeşitli adlarla istihdam ettiği çalışanların kadroya alınacakları “müjde”si ile iktidar seçim propagandasına hızla devam ediyor.
Seçimlere giderken peş peşe “müjde”ler veren iktidara şu soruları sormakta yarar var: İktidar olduğunuz 2002 yılında, asgari ücretin %32 üstünde olan en düşük emekli maaşını kim asgari ücretin %36 altına çekti? EYT sorununa yol açan kanun düzenlemelerini kim yaptı? Uyguladığınız emek karşıtı politikalarla asgari ücreti ülkedeki ortalama ücret haline siz getirmediniz mi? Ülkedeki işçilerin yarısına yakınını, işçinin %3-4’ünün alacağı sembolik ücret olan asgari ücretle çalışmaya mahkum eden esnek ve kuralsız çalışma biçimlerini kim kanunlara yerleştirdi? Bugün kadro “müjde”si verdiğiniz kamu çalışanlarını, farklı statülerle çalışmaya mahkum eden siz değil misiniz? Yoksa bunları başka iktidarlar yaptı da biz mi bilmiyoruz? Sahi bunlar FETÖ’nün oyunları olabilir mi? FETÖ’cüler sizi aldatmış olabilirler mi? Kendinizi emekçi sever olarak göstermeden önce, bu soruları yanıtlamanız gerekmiyor mu?
Son söz; bu ülkenin işçisi, kamu çalışanı, emeklisi, emeğiyle yaşayan milyonları, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin birkaç gün önce Kur Korumalı Mevduat hesaplarına aktarılan parayla ilgili söylediği, “Ayşe’nin parası Fatma’ya Fatma’nın parası Ahmet’e” sözünün altında yatan gerçek, yoksuldan toplananın zengine aktarılmasıdır. O zaman, oy devşirme aracı olarak kullanılan altı boş “müjde”lerin cazibesine kapılmadan, 21 yıldır her şeyi bir avuç sermaye için yaparak biz emekçilere köleliği dayatan iktidara "Yeter!" demek kaçınılmaz görevdir!



