Ercan Akkar


8 Mart: Kutlama Değil, Kadınların Yas Günü

.


Bazı haftalar vardır… Takvimde sıradan görünür ama yaşananlar bir toplumun vicdanını sarsar. İşte bu hafta tam da böyle bir hafta.

Bir öğretmen…

Bir anne…

Bir kadın…

Fatma Nur Çelik.

Bir okulda, kendi öğrencisi tarafından sınıfın içinde bıçaklanarak öldürüldü. Ama insanın içini en çok parçalayan kısmı cinayetin kendisi değil… Ölmeden önce söylediği o söz. Yaralı halde sürünerek öğretmen arkadaşının yanına gidiyor ve şu cümleyi söylüyor; ‘Oğlumu okuldan alın…’

Bir annenin son cümlesi…

Bir annenin ölmeden önceki son düşüncesi…

Kendi canı değil, çocuğu.

Aynı günlerde başka bir Fatma’nın hikâyesi gündeme düştü.

Henüz 8 yaşında bir kız çocuğu…

Üç yıldır istismara uğradığı iddia edilen bir çocuk…

İstismarı annesi tarafından defalarca bildirilmiş, şikâyet edilmiş… Anne mücadele veriyor. Hatta bir gün şöyle diyor; ‘Eğer ben ölürsem bu intihar değildir.’

Ve o küçük kız çocuğu… Annesiyle birlikte sahilde ölü bulunuyor. Türkiye bir kez daha soruyor; Bir çocuk bu kadar yalnız nasıl bırakılır?

Ve yine aynı günlerde…

Seniha Deniz.

Boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından öldürüldü.

Bu üç olay sadece birkaç gün içinde yaşandı.

Ve takvim bize şunu hatırlatıyordu; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

İnsan sormadan edemiyor;

Gerçekten kutlama günü mü?

Yoksa bu ülkede artık bir yas günü mü?

RAKAMLAR SOĞUK AMA GERÇEK

Kadın cinayetleri artık münferit olaylar değil.

Bir tablo…

Bir gerçek…

Ve ne yazık ki giderek büyüyen bir tablo.

Türkiye’de 2025 yılında en az 391 kadın öldürüldü. Bunların 297’si doğrudan kadın cinayeti, 94’ü ise şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti.

Şüpheli ölüm…

Bu iki kelime bile başlı başına bir dramdır. Çünkü birçok dosya ‘intihar’ denilerek kapatılıyor. Ama geride kalan aileler şunu söylüyor; ‘Biz kızımızı tanıyoruz… O intihar etmez.’

2026 yılına geldik. Daha yılın ilk ayları… Şubat ayında 23 kadın cinayeti işlendi, 11 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Yani daha yılın başında onlarca kadın hayatını kaybetti. Ve bu rakamlar sadece kayıtlara geçenler. Bir de kayda geçmeyenler var.

İntihar denilenler…

Faili bulunamayanlar…

Dosyası kapananlar…

Bazen töre cinayeti deniliyor.

Bazen namus meselesi.

Bazen aile içi mesele.

Ama adı ne olursa olsun sonuç değişmiyor; bir kadın daha hayattan koparılıyor. Bir çocuk annesiz kalıyor. Bir ev daha sessizliğe gömülüyor.

KADINLAR EN ÇOK KİMDEN KORKUYOR?

Bu cinayetlerin en ürkütücü tarafı şu; kadınları çoğu zaman yabancılar öldürmüyor.

Kocası…

Eski eşi…

Sevgilisi…

Ayrılmak istediği erkek…

Bazen babası…

Bazen kardeşi…

Yani kadınlar çoğu zaman en güvende olması gereken yerde öldürülüyor. Evlerinde. Bu meslekte sayısız kadın cinayeti haberi yaptım.

Her dosyada aynı hikâyeler…

Aynı cümleler…

Aynı gözyaşları…

Bir keresinde bir baba bana şöyle demişti; ‘Biz kızımızı büyüttük ama onu koruyamadık.’ Çünkü mesele sadece suç değil. Mesele zihniyet meselesi.

Kadını bir birey olarak değil, bir ‘sahip olunan varlık’ gibi gören zihniyet…

Boşanmayı kabullenemeyen ego…

Cezasızlık duygusu…

Ve çoğu zaman geç gelen adalet.

Bugün 8 Mart.

Belki çiçekler verilecek.

Belki sosyal medyada güzel sözler yazılacak.

Ama gerçek şu:

Bir ülkede kadınlar korkarak yaşıyorsa…

Bir öğretmen sınıfta bıçaklanıyorsa…

Bir çocuk istismar girdabında kayboluyorsa…

Bir kadın boşanmak istediği için öldürülüyorsa…

O ülkede 8 Mart sadece bir kutlama günü değildir.

Bir vicdan muhasebesidir.

Belki de bu yüzden bugün kendimize şu soruyu sormalıyız; biz kadınları gerçekten koruyor muyuz… Yoksa onları sadece öldükten sonra mı hatırlıyoruz?

Belki de asıl soru şudur;

Bir ülkede kadınlar korkarak yaşıyorsa…

Bir öğretmen sınıfta öğrencisinin bıçağıyla can veriyorsa…

Bir çocuk istismar karanlığında hayata veda ediyorsa…

Bir kadın boşanmak istediği için öldürülüyorsa…

O ülkede 8 Mart’ta çiçek vermek yeterli midir?

Yoksa önce şu gerçeği kabul etmek mi gerekir;

Kadınların öldürülmediği bir ülke kuramadıkça,

Eşitliği gerçekten sağlayamadıkça,

Adaleti zamanında işletmedikçe…

8 Mart bu topraklarda bir kutlama günü değil, Kadınlar için tutulmuş büyük bir yas günüdür.

Sevgiyle kalın.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.