EMEK HABER - Diyarbakır Barosu, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altındaki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na sunulmak üzere hazırladığı “Entegrasyon Süreci Adaleti” başlıklı kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, silahlı çatışma sürecinin kalıcı biçimde sona erdirilebilmesi için özel ve istisnai bir entegrasyon yasasının çıkarılması gerektiği vurgulandı.
Baro, uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlükler alanında ağır ihlallere yol açtığını belirterek, özellikle 2013–2015 çözüm sürecinin sona ermesinin ardından güvenlik politikalarının şiddet sarmalını derinleştirdiğine dikkat çekti. Yeni dönemde ise güvenlik eksenli yaklaşımlar yerine hukuki, siyasal ve toplumsal boyutları içeren bütüncül bir çerçevenin zorunlu olduğu ifade edildi.
‘Silah bırakma tek başına yeterli değil’
Raporda, silahlı faaliyetlerin sona ermesinin tek başına kalıcı barış için yeterli olmadığı belirtilerek; hukuki belirlilik, demokratik katılım ve toplumsal bütünleşmenin güvence altına alınması gerektiği kaydedildi. Bu kapsamda uluslararası uygulamalarda görülen DDR (Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon) modellerine atıf yapıldı.
Kolombiya, Kuzey İrlanda, Güney Afrika, El Salvador ve Guatemala örneklerinin incelendiği raporda, çatışma sonrası süreçlerin yalnızca cezai mekanizmalarla değil; eğitim, istihdam, siyasal katılım ve toplumsal uzlaşı programlarıyla desteklendiği hatırlatıldı.
‘TMK yürürlükten kaldırılmalı’
Diyarbakır Barosu, 1991 yılında yürürlüğe giren Terörle Mücadele Kanunu’nun olağanüstü güvenlik koşulları esas alınarak hazırlandığını belirterek, çatışmanın sona erdiği ve silahlı faaliyetlerin reddedildiği bir dönemde mevcut yapısıyla uygulanmasının hukuki ve meşru temelini büyük ölçüde yitirdiğini savundu. Bu nedenle TMK’nın yürürlükten kaldırılması ve entegrasyon sürecini hukuki güvence altına alacak özel bir kanunun hazırlanması gerektiği ifade edildi.
Ayrım yapılmamalı, eşitlik esas alınmalı
Raporda, silah bırakan örgüt üyeleri arasında hiyerarşik konum ya da bireysel suç isnadı temelinde ayrım yapılmaması gerektiği vurgulandı. Entegrasyon sürecinin kolektif çatışma bağlamında ele alınması ve cezalandırma yerine onarıcı adalet yaklaşımının benimsenmesi gerektiği kaydedildi.
Anayasa’daki eşitlik ilkesi gereği tüm bireylerin kanun önünde eşit muamele görmesi gerektiğine dikkat çekilen metinde, ayrımcı uygulamaların hem iç hukukta hem de uluslararası standartlar bakımından sürecin meşruiyetini zedeleyebileceği belirtildi.
Hakikat komisyonu ve izleme kurulları önerisi
Baro, TBMM bünyesinde insan hakları savunucuları, barolar, sivil toplum temsilcileri ve mağdur temsilcilerinden oluşacak “Hakikat ve Toplumsal Hafıza Komisyonları” kurulmasını önerdi. Ayrıca yerelde Barış İzleme Kurulları oluşturularak sürecin şeffaf biçimde izlenmesi ve raporlanması gerektiği ifade edildi.
Uluslararası insan hakları standartlarına uyumun önemine işaret edilen raporda, Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler doğrultusunda kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının güvence altına alınması gerektiği vurgulandı.
‘Tarihi bir eşikteyiz’
Diyarbakır Barosu, açıklamasında Türkiye’nin tarihi bir eşikte bulunduğunu belirterek, kapsayıcı, şeffaf, insan haklarına dayalı ve hukuki güvence sağlayan bir entegrasyon sürecinin inşa edilmesi çağrısında bulundu.
Hazırlanan çalışmanın, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanması planlanan kanun teklifine katkı sunmayı amaçladığı belirtilirken; kalıcı barışın ancak demokratik hukuk devleti ilkeleri temelinde mümkün olabileceği ifade edildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.