Geleneksel Medya ve Yeni medya arasındaki farklar üzerinde duran Akkar, “Ben Geleneksel medyadan geliyorum, Fakat devir teknoloji devri. Teknolojiye ayak uydurup kendimizi yenilememiz lazım. Gazeteciler değişime ayak uydurmalı, gazetecilik değişim isteyen bir meslektir” dedi.
Geleneksel medyada, yeni medyaya oranla daha yoğun bir emek harcandığını söyleyen Akkar, “Bizim dönemde habere kendiniz giderdiniz. Sahada özel haber çalışıp, haberleri gazetelerde görürdünüz. Her sabah gazete sayfalarını heyecanla arardık. Onun zevki farklı olurdu. Bizde branş yoktu. Gazetecilik işini komple öğrendik. Bu konuda avantajlıydık. Spora da gidiyorduk, bilim insanlarıyla da görüşüyorduk. Magazine de gidiyorduk. Toplumsal olayları da izliyorduk. Komple öğreniyorduk. Bununla yetinmiyor, karanlık odaya girip filmlerimizi banyo yapıyorduk. Banyomuz bittikten sonra karta basıyorduk. Sonrasında ise sadece bir fotoğrafı 25 dakika da telefoto ile İstanbul’a gönderiyorduk. Yoğun bir emek sarf ederdik. Bugün ise bir tuşla 100 adet fotoğrafı bir anda geçebiliyoruz.” İfadelerini kullandı.
Yeni medyada kullanılan haber diline de eleştirilerde bulunan Gazeteci Ercan Akkar, “ Şimdiki haber dillerinde çok kötü bir dil kullanılıyor. Yeni nesil gazetecileri komple bir eğitimden geçirmemiz lazım. Üniversite Mezunları staj yaparak gelmiyor. Sahada bu iş farklıdır. Gazetecilik öğrencileri teorinin yanında staj uygulamasını mutlaka hayata geçirmelidir.” diye belirtti.
Günümüzde özel haber kavramının kalmadığını belirten Duayen Gazeteci Ercan Akkar, “haberler aynı dakika internete düşüyor. Muhatabını arayarak aynı haberi bizde yapabiliyoruz. Gazetecilik literatüründe bu uygulamaya habere takla attırma yöntemi diyoruz. Hatta hiçbir emek sarf edilmeden fikir hırsızlığı olarak haberler alınıyor. Kendi haberimiz gibi yayınlayabiliyoruz.” şeklinde konuştu.